ADD Çorum Şube Başkanı Uğur Demirer, 3 Devrim Yasasının, Cumhuriyetin laik demokratik hukuk devleti niteliğinin ve Kemalist aydınlanma hamlesinin ilk adımı olduğunu belirtti.
Atatürkçü Düşünce Derneği Çorum Şube Başkanı Uğur Demirer, 3 Devrim Yasasının, Cumhuriyetin laik demokratik hukuk devleti niteliğinin ve Kemalist aydınlanma hamlesinin ilk adımı olduğunu belirtti. ADD Şube Başkanı Demirer, 3 Mart Devrim Yasalarının kabul edilişinin yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada; “Laik Cumhuriyetimizi kuruluş ayarlarına döndürecek ve aydınlanma devrimlerini yeniden devletimizin temeline yerleştirecek bir iktidara kavuşmak için derhal seçime gidilmesi talebimizi yineliyoruz” dedi. Devrim yasalarının bugünkü durumunu sorgulayan Demirer, yaşanan durumların AKP iktidarının devletimizi ne hale getirdiğini gösterdiğini ifade etti. ADD Çorum Şube Başkanı Demirer’in açıklaması şu şekilde:
“Mustafa Kemal Atatürk, devrimlerin başarılı olması için aksaklıkların düzeltilmesi ve değişikliklerin süratle uygulamaya konulması gerektiğini belirtmiş ve bu değişimlerin uygulamalarının uzun vadeye yayılması halinde asıl gayeden uzaklaşılmış olunacağına dikkat çekerek “İdare-i maslahatçılar (işleri olması gerektiği gibi yapmayıp okuruna bırakanlar) esaslı inkılap (devrim) yapamazlar” demiş ve gerçek bir devrimci olarak bütün devrimleri bu temel görüşle hayata geçirmiştir. Bu bakışla, Cumhuriyet’in ilanından sadece 4 ay sonra, 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 3 Devrim Yasası, Cumhuriyetimiz ’in laik demokratik hukuk devleti niteliğinin ve Kemalist Aydınlanma hamlesinin ilk adımı olmuştur. Bu 3 devrim yasası şunlardır; -Şer’iye ve Evkaf Vekâletleri (din ve vakıf işleri ile ilgili bakanlıklar) ile Erkanı Harbiye Vekaletinin kaldırılıp yerlerine Başbakanlığa bağlı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genel Kurmay Başkanlığı’nın kurulmasını sağlayan 429 sayılı Yasa. -Eğitim birliğini sağlayan 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Yasası. -Halifeliği kaldıran 431 sayılı yasa. Her ne kadar, anayasamızın 174. maddesi ile koruma altında iseler de, günümüzde bu 3 yasa AKP iktidarının 23 yıllık uygulamaları sonucunda adeta yok hükmüne düşürülmüştür. Şöyle ki; Eğitim Birliği Yasası yürürlükte ve anayasa güvencesindedir, ama AKP’li Milli Eğitim Bakanları eğitimi alabildiğine dinselleştirmiş, ucube projelerle okullarımıza imamları sokmuş, anayasayı ve yasaları ihlal ederek sivil toplum örgütleri saydıkları, hiçbir çağdaş bilimsel eğitim yetenekleri olmayan tarikat ve cemaatlerle protokoller yapmış, matematik ve fen ders saatlerini azaltıp felsefe, mantık, sosyoloji derslerini müfredatta çıkararak çocuklarımızı dünya çocuklarıyla yarışabilecekleri bilimsel bilgiden yoksun bırakmış, ülkemizin geleceğini karartmışlardır. Bugün ülkemizde Nurcusu, Süleymancısı, Menzilcisi, Amerikancısı, İngilizcisi, Fransızcısı her dilden, her dinden, her tarikattan eğitim yapılmaktadır. Bakanlığın adı hâlâ Milli Eğitim Bakanlığı’dır, ama AKP eğitim sisteminde olmayan tek nitelik “Milliliktir” dense yeridir.
Genel Kurmay Başkanlığı’nın ne halde olduğu ise, son olarak “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” dedikleri için Ordu’dan ihraç edilen teğmenler olayında görülmüş ve milletimizin vicdanında onulmaz yara açmıştır. 15 Temmuz sonrası ordu ile komuta bağlantısı kesilen Genel Kurmay Başkanı anayasaya göre hâlâ savaşta başkomutandır, ama Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları emrinden alınıp Milli Savunma Bakanlığına bağlandığından, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları da İçişleri Bakanlığına bağlı kalmaya devam ettiğinden, komuta edecek bir manga askeri bile olmayan sembolik bir makama dönüşmüştür. Diyanet İşleri Başkanı ise, kendini Şeyhülislam, hatta zaman zaman Halife sanarak davranmakta, elinde kılıçla Atatürk’e hakaret edip takipsiz kalmakta, birçok bakanlık bütçesini aşan kamu kaynağı har vurup harman savurarak adeta kara delik oluşturmakta ve yayınladığı saçma sapan fetvalarla milleti çileden çıkarmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü de benzer durumdadır. Bu devlet kurumu vakıfları kontrol etmek ve denetlemekle yükümlüdür. Ancak son yıllarda hemen tamamı vakıf ya da dernek adı altında örgütlenerek yasaların arkasından dolanan tarikat ve cemaatler, sorgulanmayan ve denetlenmeyen trilyonlarca liralık kazançlarıyla holdingleşir, akıl almayacak servetlere ve mal varlıklarına kavuşurlarken bu Genel Müdürlüğün kılını kıpırdattığı görülmemiştir. Sadece bu üç devrim yasasının bugünkü durumu bile AKP iktidarının devletimizi ne hale getirdiğini göstermektedir. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak bu nedenle, 3 Mart devrim yasalarının 101. yılında Büyük Atatürk’ün “İdare-i maslahatçılar esaslı inkılap yapamazlar” özdeyişini düstur edilerek Laik Cumhuriyetimizi kuruluş ayarlarına döndürecek ve aydınlanma devrimlerini yeniden devletimizin temeline yerleştirecek bir iktidara kavuşmak için derhal seçime gidilmesi talebimizi kamuoyuyla paylaşmayı görev sayıyoruz. Çare yeniden Atatürk Cumhuriyeti’dir.”/BSGMEDYA |
Yorumlar |
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |